Yurt dışına eğitim amacıyla gönderilen gençler, çoğu aile için gurur kaynağıdır. Başarılı bir akademik geçmiş, yabancı dil becerisi, uluslararası çevre… Bunlar, ailelerin geleceğe güvenle bakmasını sağlar. Ancak bu tabloyun arka planında karanlık bir gerçek var: Bu gençlerin önemli bir bölümü, uluslararası istihbarat örgütleri ve organize suç şebekelerinin hedefinde.
Özellikle elit ailelerin çocukları, gelecekte devlet kademelerinde veya stratejik özel sektör pozisyonlarında yer alma ihtimalleri nedeniyle bilinçli olarak seçiliyor. Bu, rastgele bir hedefleme değil; uzun vadeli ve sistematik bir “nüfuz operasyonu”.
Şantaj Kasetleri: Sessiz Bir Kelepçe
Operasyonun ilk aşamasında, gençlere lüks yaşam, sınırsız özgürlük ve “dünya vatandaşı” olma imajı sunulur. Davet edildikleri partiler, özel etkinlikler ve sosyal çevreler, onları fark ettirmeden bir girdabın içine çeker.
Sonrasında bilinçli olarak ahlaki yozlaşmaya, uyuşturucu kullanımına ve yasa dışı ilişkilere yönlendirilirler. Bu süreç boyunca, her adım gizli kameralarla kayıt altına alınır.
Yıllar sonra bu gençler devletin kritik makamlarında, büyük şirketlerin yönetiminde veya etkili STK’larda görev aldıklarında, geçmişteki bu kayıtlar şantaj silahı olarak devreye sokulur. Böylece birey, kendi ülkesine değil; o görüntüleri elinde tutan güçlere hizmet etmek zorunda bırakılır.
Yazar: Kurucumuz Recep BULUT




